avatar

Şükrü Portakal YAZAR

ZAHİDEM…

Şükrü Portakal

2026-09-20

Beklemek de Bir Sadakattir

Bazı türküler vardır…

Bir insanı değil, bir ömrü anlatır.

Neşet Ertaş’ın Zahidem’i de böyledir.

İlk duyduğunuzda bir sevda türküsü sanırsınız. Biraz dinleyince ayrılığı görürsünüz. Biraz daha dinleyince gurbeti, çaresizliği, beklemeyi ve insanın kader karşısındaki yalnızlığını…

Sonra anlarsınız:

Zahidem, aslında beklemenin türküsüdür.

Beklemek…

Bugünün insanına belki de en uzak kelimelerden biri.

Çünkü artık her şey hızlı.

Mesaj hemen gelsin.

Cevap hemen verilsin.

Sonuç hemen alınsın.

İnsanlar birbirini bile beklemek istemiyor.

Oysa eskiden beklemek vardı.

Bir mektubun yolunu gözlemek…

Bir trenin gelmesini beklemek…

Gurbetteki evladın kapıdan girmesini beklemek…

Sevdiğinin dönmesini beklemek…

Ve bütün bunların arasında umudunu kaybetmemek…

Beklemek kolay değildir

Beklemek, boş boş oturmak değildir.

Beklemek, gönlünde bir ihtimali yaşatmaktır.

Belki gelir…

Belki döner…

Belki bir gün her şey yeniden eskisi gibi olur…

İnsan bazen sadece bunun için ayakta kalır.

Ama beklemenin en ağır tarafı şudur:

Beklediğin insanın gelip gelmeyeceğini bilemezsin.

İşte Neşet Ertaş’ın büyüklüğü burada ortaya çıkar.

O, Anadolu insanının bu sessiz acısını bağırmadan anlatır.

Sazın teli titrer ama insanın içi daha fazla titrer.

Çünkü o türkülerde süslü cümleler yoktur.

Hayat vardır.

Gurbet vardır.

Yoksulluk vardır.

Sevda vardır.

Ve en önemlisi, vefa vardır.

Zahidem sadece bir kadın değildir

Belki de Zahidem’i bugün hâlâ dinlememizin sebebi budur.

Zahide yalnızca bir sevdanın adı değildir.

Zahide bazen memlekettir.

Bazen geride bırakılan ailedir.

Bazen çocukluktur.

Bazen dönmek istediğimiz ama artık eskisi gibi bulamayacağımız bir zamandır.

Hepimizin bir “Zahide”si vardır aslında.

Bir türlü unutamadığı…

Bir türlü kavuşamadığı…

Aradan yıllar geçse de içinde bir yerlerde yaşattığı…

Kimisi bunu bir insanda bulur.

Kimisi bir şehirde.

Kimisi çocukluğunda.

Kimisi de kaybettiği bir dostta…

Zaman her şeyi değiştiriyor

Bugün insanın en büyük yanılgılarından biri, her şeyin aynı kalacağını düşünmek.

Oysa zaman kimseyi beklemiyor.

İnsan değişiyor.

Şehirler değişiyor.

Sokaklar değişiyor.

Dostlukların şekli değişiyor.

Bir zamanlar kalabalık olan sofralar küçülüyor.

Birlikte çay içtiğimiz insanlar hayatımızdan birer birer çıkıyor.

Ve bir gün dönüp geçmişe baktığımızda şunu fark ediyoruz:

Meğer en güzel günleri yaşarken, onların son güzel günler olduğunu bilmiyormuşuz.

İşte türküler bu yüzden önemlidir.

Geçmişi saklarlar.

Bir türkü başladığında yıllar önceki bir akşam yeniden gelir.

Bir yüz…

Bir sokak…

Bir koku…

Bir ses…

Bir insan…

Hepsi bir anda karşınızdadır.

Vefa, insanın gerçek ölçüsüdür

Neşet Ertaş’ın türkülerinde beni en çok etkileyen şeylerden biri de budur:

Vefa.

Çünkü sevgi kolaydır.

İnsan sevdiği yanındayken sevgisini gösterebilir.

Asıl mesele, o insan yanında yokken ne yaptığınızdır.

Unutuyor musunuz?

Yoksa gönlünüzde bir yer ayırmaya devam mı ediyorsunuz?

İşte vefa burada başlar.

Bugün insanların birbirine çok çabuk “yabancı” olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Dün aynı sofrada oturanlar bugün birbirinin yüzüne bakmıyor.

Dün “kardeşim” diyenler bugün birbirini tanımıyor.

Dün verilen sözler, bugün hatırlanmıyor.

Belki de bu yüzden Neşet Ertaş’ın türkülerine daha çok ihtiyaç duyuyoruz.

Çünkü onun dünyasında insanın sözü vardı.

Gönlü vardı.

Utanması vardı.

Vefası vardı.

Bir türkü bize ne anlatır?

Zahidem bize belki de şunu söylüyor:

Her kavuşmanın bir zamanı vardır.

Her ayrılığın bir acısı…

Her bekleyişin bir sabrı…

Ama insanın elinde kalan en değerli şey, bütün bunların sonunda gönlünü kaybetmemektir.

Çünkü insan sevdiğini kaybedebilir.

Memleketinden uzak kalabilir.

Yollar kapanabilir.

Zaman değişebilir.

Ama gönlündeki vefayı kaybederse, asıl kayıp o zaman başlar.

Neşet Ertaş’ın sazı bugün hâlâ bizi aynı yerden yakalıyor.

Çünkü o sazda yalnızca nota yok.

İnsan var.

Ve insanın olduğu yerde;

sevda var,

hasret var,

gurbet var,

beklemek var…

Bir de dönüp dolaşıp aynı yere gelen o büyük soru:

“Bunca zaman geçti… Gönlümüzde ne kaldı?”

Belki de Zahidem’in bize bıraktığı en büyük ders budur:

Beklemek bazen kavuşmaktan daha büyük bir sadakattir.

Ve bazı insanlar vardır…

Aradan kaç yıl geçerse geçsin,

gönlünüzdeki yerleri hiç değişmez.

Çünkü bazı türküler bitmez.

Bazı sevdalar eskimez.

Bazı insanlar unutulmaz.

Ve bazı isimler, bir ömür boyunca insanın içinde aynı türküyle yaşamaya devam eder:

Zahidem…


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal

Şükrü Portakal YAZAR