avatar

Şükrü Portakal YAZAR

TÜRKİYE’NİN HESAP VAKTİ

Şükrü Portakal

2026-09-04

Takvim yaprakları Eylül’ü gösteriyor.

Yaz bitti, sıcaklıklar düşmeye başladı ama Türkiye’nin gündemi daha da ısınacak.

Çünkü Eylül, sadece sonbaharın başlangıcı değildir.

Eylül; siyasetin yeniden hızlandığı, Meclis’in hareketlendiği, ekonomide yeni kararların tartışıldığı ve vatandaşın “Bundan sonra ne olacak?” diye sormaya başladığı bir aydır.

Ve Türkiye’nin önünde kolay bir sonbahar görünmüyor.

Vatandaşın hesabı masada

Yaz boyunca vatandaşın cebini zorlayan hayat pahalılığı, Eylül’le birlikte ortadan kalkmayacak.

Pazarda, markette, kirada, faturada vatandaşın hesabı devam edecek.

Emekli geçimini…

İşçi maaşını…

Esnaf siftahını…

Çiftçi maliyetini…

Genç ise geleceğini düşünüyor.

İşte siyaset, tam da bu gerçeklerle yüzleşmek zorunda.

Çünkü vatandaş artık yalnızca “Ne yapılacak?” diye sormuyor.

“Bugüne kadar neden yapılmadı?” diye de soruyor.

Bu soru, önümüzdeki dönemin en önemli siyasi sorularından biri olacaktır.

Meclis açılırken gözler siyasette

Eylül ayıyla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi yeniden siyasetin merkezine oturacak.

Yeni yasalar, ekonomik düzenlemeler, sosyal meseleler ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin tartışmalar yeniden gündemin başına gelecek.

Ancak milletin Meclis’ten beklentisi açık:

Kavga değil çözüm.

Vatandaş birbirini suçlayan siyasetçileri değil, kendi sorununa çözüm arayan siyasetçileri görmek istiyor.

Çünkü siyaset, milletin hayatını kolaylaştırmak için vardır.

Milletin hayatını zorlaştıran her tartışma, siyasetin asıl görevinden uzaklaşmasıdır.

Eylül aynı zamanda bir muhasebe ayıdır

Yeni bir eğitim yılı başlayacak.

Yeni bütçeler konuşulacak.

Yeni ekonomik hedefler açıklanacak.

Siyasi partiler sahaya daha güçlü inecek.

Ve vatandaş bütün bunları dikkatle izleyecek.

Çünkü artık insanlar verilen sözleri sadece dinlemiyor.

Hatırlıyor.

Kim ne söyledi?

Kim ne yaptı?

Kim nerede durdu?

Kim milletin yanında oldu?

Bunların hepsi hafızada.

Türk milletinin güçlü bir hafızası vardır.

Devlet geleneğimizde de yönetenin hesabını millete vermesi esastır.

Kur'an-ı Kerim'de, “Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın” buyurulur.

Bu yalnızca ticaret için değil, hayatın bütün alanları için önemli bir ölçüdür.

Devlet yönetiminde de ölçü adalet, tartı ise milletin hakkıdır.

Önümüzde sıcak bir sonbahar var

Eylül’le birlikte siyasi tansiyonun yükselmesi şaşırtıcı olmayacak.

Ancak Türkiye'nin daha fazla gerilime değil, daha fazla akla ihtiyacı var.

Daha fazla ayrışmaya değil, ortak hedeflere…

Daha fazla slogan yerine, daha fazla icraata…

Daha fazla hesaplaşma yerine, milletin derdine çare olmaya…

Çünkü Türkiye büyük bir ülkedir.

Bu ülkenin insanı krizleri aşacak kadar güçlüdür.

Yeter ki devlet aklı güçlü olsun.

Yeter ki adalet terazisi şaşmasın.

Yeter ki milletin alın teri karşılığını bulsun.

Eylül geldi.

Şimdi siyaset için de millet için de yeni bir sayfa açılıyor.

Bu sayfanın nasıl yazılacağını ise önümüzdeki günlerde atılacak adımlar gösterecek.

Ama bir gerçek değişmeyecek:

Türkiye'yi yönetenler millete karşı sorumludur.

Ve millet, günü geldiğinde sandıkta sadece oy kullanmaz…

Hesabını da sorar.


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal

Şükrü Portakal YAZAR