Şerife TEKMEN TÜRK - Eğitimci/Yazar YAZAR
NEDEN SEVERİZ VATANIMIZI?
Şerife TEKMEN TÜRK - Eğitimci/Yazar
2026-09-02
İnsan neden sever vatanını?
Doğduğu için mi?
Çocukluğunun ayak izleri o sokaklarda kaldığı
için mi?
Ana
dilinde söylenen bir türkü, dünyanın neresinde olursa olsun yüreğinin en kuytu
yerine dokunduğu için mi?
Belki hepsi… Belki de vatan dediğimiz şey,
bütün bunların toplamından çok daha fazlasıdır.
Çünkü vatan yalnızca üzerinde yaşadığımız
toprak değildir. İnsan biraz çocukluğunu sever vatanında, biraz annesinin
sesini, babasının nasihatini… Mahallesini, sokağını, penceresinden gördüğü
ağacı, ilkbaharda kokusunu tanıdığı toprağı sever. Bir bayram sabahını, uzaktan
duyulan ezanı, meydanlarda dalgalanan bayrağı, düğününü, türküsünü, ağıdını
sever.
İnsan, aslında kendinden bir parçayı sever
vatanında.
Bu yüzden uzaklara gidenlerin bavuluna
sığdıramadığı bir şey kalır geride. Adına memleket hasreti deriz. Bir koku, bir
ezgi, tanıdık bir kelime yeter onu uyandırmaya. Çünkü insan gittiği yere
eşyalarını götürebilir ama köklerini götüremez.
Türk milleti içinse “vatan” kavramının çok
daha derin bir tarihî hafızası vardır.
Eski Türklerden bugüne il, ülke, yurt
dediğimiz şey yalnızca sınırları çizilmiş bir coğrafya olmadı. Bağımsız
yaşayabildiğimiz toprak vatan oldu. Çünkü Türk'ün tarih anlayışında toprak ile
özgürlük birbirinden ayrı düşünülemezdi. Vatan hükümdarın mülkü değil, milletin
ortak hazinesiydi.
Belki bunun en çarpıcı örneklerinden biri
Mete Han'a atfedilen o tarihî tavırda saklıdır.
Rivayete göre düşmanları ondan önce
kıymetli şeyler isterler. Fakat sonunda sınırdaki çorak, işe yaramaz görünen
bir toprak parçasını talep ettiklerinde Mete Han'ın tavrı değişir. Çünkü söz
konusu olan artık şahsına ait bir şey değil, milletin toprağıdır:
“Devletin temeli olan toprağı biz nasıl
verebiliriz?”
İşte vatan fikrinin özü belki de burada
gizlidir.
Toprağın verimli ya da verimsiz olması
değildir mesele. Üzerinde saray bulunup bulunmaması da… Çünkü vatanın değeri,
toprağın ne verdiğiyle değil, o toprağın neyi temsil ettiğiyle ölçülür.
Yüzyıllar geçti.
Aynı duygu başka çağlarda, başka
meydanlarda yeniden karşımıza çıktı. Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da…
İnsanlar bazen dönmeyeceklerini bile bile yürüdüler. Çünkü arkalarında yalnızca
bir arazi parçası bırakmıyorlardı. Annelerini, çocuklarını, evlerini,
geçmişlerini ve henüz doğmamış nesillerin geleceğini bırakıyorlardı.
İşte toprak tam da burada vatana dönüşür.
Üzerinde yaşayanların emeğiyle,
hatıralarıyla, sevinçleriyle, acılarıyla… Onu korumak uğruna toprağa düşenlerin
sessiz hikâyeleriyle…
Fakat vatan sevgisini yalnızca savaş
zamanlarında hatırlamak eksik kalır.
Vatanı sevmek sadece gerektiğinde onun
uğruna ölmek değildir; onun için doğru yaşamayı da bilmektir.
İşini iyi yapan öğretmenin sınıfında vardır
vatan sevgisi. Hastasına vicdanıyla yaklaşan hekimin ellerinde, toprağını alın
teriyle işleyen çiftçinin nasırlarında, adaletten ayrılmayan hâkimin kararında,
işini dürüst yapan esnafın terazisinde vardır.
Bir ağacı korumakta, bir çocuğu iyi
yetiştirmekte, yaşadığımız şehri temiz tutmakta, kültürümüze sahip çıkmakta,
dilimizi özenle kullanmakta vardır.
Çünkü vatan sevgisi yalnızca geçmişten
miras aldığımız bir duygu değil, geleceğe karşı taşıdığımız bir sorumluluktur.
Bize bırakılanı tüketmeden, kirletmeden,
eksiltmeden; mümkünse üzerine güzellikler koyarak sonrakilere bırakabilmektir.
Belki bu yüzden insan vatanını tarif
etmekte zorlanır.
Çünkü bazı şeylerin sınırları haritalarda
çizilebilir ama insanın içindeki karşılığı çizilemez.
Vatan bazen bir dağın ardında kalan köydür.
Bazen çocukken koştuğun sokak…
Bazen hiç tanımadığın bir şehidin mezarı…
Bazen duyduğunda gözlerini dolduran bir türkü…
Bazen gökyüzünde dalgalanan ay yıldızdır.
Ve bazen insan, vatanın ne olduğunu en çok
ondan uzaktayken anlar.
Çünkü vatan yalnızca doğduğumuz yer
değildir.
Hatıralarımızın geçmişe, umutlarımızın
geleceğe kök saldığı yerdir.
İşte bu yüzden severiz vatanımızı.
Çünkü insan vatanını severken yalnızca bir
toprağı değil; köklerini, kimliğini, hatıralarını, özgürlüğünü ve kendisinden
sonra yaşayacak olanların geleceğini sever.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP