avatar

Şükrü Portakal YAZAR

TESTİ KIRILMADAN

Şükrü Portakal

2026-09-29

2001'den 2026'ya… Kamuoyu uyarılıyor: Ben’’ Amedspor’’ 'un şampiyon olacağını değil, şampiyon yapılacağını öngörüyorum

Nasreddin Hoca'nın testi kırılmadan önce söylenen sözleri boşuna değildir.

Çünkü testi kırıldıktan sonra “Keşke” demenin hiçbir anlamı kalmaz.

Bugün ben de aynı yerden soruyorum:

Ya testi kırılmadan önce konuşursak?

Ya daha sezon başlamadan, geçmişte yaşananları hatırlayıp önümüzdeki sezonu mercek altına alırsak?

Benim 2026-2027 Süper Lig sezonuyla ilgili öngörüm açık:

’' Amedspor’' un şampiyon olacağını değil, şampiyon yapılacağını öngörüyorum.

Bu bir gerçekleşmiş olay değildir.

Bugünden verilmiş bir sonuç da değildir.

Bir öngörüdür.

Ama kamuoyunun dikkatine sunulması gereken bir öngörüdür.

Çünkü bazen bir sonuçtan önce, sonuca giden yolun nasıl döşendiğine bakmak gerekir.

2001'İ HATIRLAMAK ZORUNDAYIZ

Bundan tam 25 yıl önce…

25 Mart 2001.

Diyarbakırspor ile Kombassan Konyaspor karşı karşıya geliyor.

Maç 5-1 Diyarbakırspor'un galibiyetiyle sonuçlanıyor.

Ancak skor tabelasından daha fazla konuşulan şey, karşılaşmanın hakem kararları oluyor.

Hakem Mutlu Çelik.

Konyaspor'dan dört, Diyarbakırspor'dan bir futbolcu kırmızı kart görüyor.

Konyaspor karşılaşmanın tam 43 dakikasını yedi kişiyle oynuyor.

Teknik direktör Mustafa Çapanoğlu da oyun alanının dışına gönderiliyor.

Bunların tamamı, maçın hemen ertesi günü yayımlanan dönemin basın haberlerinde yer alıyor.

Bugün 25 yıl sonra ortaya atılmış bir hikâyeden bahsetmiyoruz.

O gün de tartışılmış.

O gün de yazılmış.

O gün de hakem yönetimi sorgulanmış.

Daha sonra yapılan bazı anlatımlarda, Konyaspor'un beşinci futbolcusunun da atılması halinde karşılaşmanın tatil edilmesi ihtimalinden söz edildi.

Konyasporlu Murat Demirci'nin hakeme hakaret ettiği ve topu hakemin üzerine attığı halde oyundan atılmadığı yönündeki anlatımlar ise sonradan yayımlanan kaynaklarda yer aldı.

Bu ayrıntılar resmi maç raporu değil, sonradan yapılan aktarımlardır.

Fakat zaten benim meselem de tam burada başlıyor:

Bir maçta kararların hangi standartla verildiği kamuoyu tarafından sorgulanabiliyor mu?

TRT TARTIŞMASI

2001 karşılaşmasının ardından televizyon yayını konusunda da tartışmalar yaşandı.

Dönemin basınında TRT'nin karşılaşmayı naklen yayımlamaması üzerine farklı yorumlar yer aldı.

Burada kesin hüküm vermek yerine şu soruyu sormak gerekir:

Bir maçta tartışmalı kararlar varsa, kamuoyunun görüntülere eksiksiz ulaşabilmesi neden bu kadar önemli?

Çünkü bugün teknoloji var.

Her pozisyon tekrar izlenebiliyor.

Her karar karşılaştırılabiliyor.

Ve dolayısıyla artık “görmedik” deme dönemi çok geride kaldı.

ŞİMDİ NARİN NADİROVA SORUSU

Burada Banu Avar'ın gündeme getirdiği noktalar devreye giriyor.

Avar'ın değerlendirmelerinde Amedspor'un yalnızca sportif bir yapı olarak değil, kimlik, uluslararasılaşma ve daha geniş siyasi-toplumsal bağlantılar çerçevesinde ele alınması gerektiği savunuluyor.

Gelelim bugüne.

‘’Amedspor’' un yönetim yapılanmasında dikkat çeken isimlerden biri Narin Nadirova.

Nadirova, 2026 yılında ‘’Amedspor’’ yönetiminde dış ilişkiler, uluslararası ilişkiler ve kulübün uluslararası gelişimiyle bağlantılı görevler üstlenen başkan yardımcısı olarak gündeme geldi.

Bu görev, sıradan bir sportif görevden farklı bir alanı işaret ediyor.

Çünkü artık yalnızca sahadaki 90 dakikadan değil;

Uluslararası bağlantılardan, iletişimden ve kulübün dış dünyadaki ilişkilerinden söz ediyoruz.

Burada yapılması gereken Narin Nadirova'yı suçlamak değildir.

Tam tersine, kamuoyunun bilmesi gereken bilgileri açık biçimde ortaya koymaktır.

Nadirova'nın babası Kinyazê Hemid olarak bilinen Kinyaze Hemid Hasanov'dur.

Kendisi Ermenistan'daki Kürt siyasi ve kültürel yapılanmaları içerisinde uzun yıllardır bilinen bir isimdir ve 2026 yılında Ermenistan Parlamentosu'na Nikol Paşinyan'ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi listesinden milletvekili olarak girdiğine ilişkin haberler yayımlandı.

Burada çok önemli bir ayrım yapmak zorundayız:

Bir kişinin ailesinden dolayı suç veya niyet çıkarmak doğru değildir.

Narin Nadirova'nın babasının siyasi kimliği, tek başına Narin Nadirova'nın veya Amedspor'un herhangi bir siyasi proje yürüttüğünün kanıtı değildir.

Ama kamuoyunun şu soruyu sorması da son derece meşrudur:

‘’Amedspor’’ neden uluslararası ilişkiler alanını bu kadar önemsemektedir?

Kulübün uluslararası açılımının kapsamı nedir?

Kimlerle, hangi kurumlarla, hangi ülkelerde temas kurulmaktadır?

Bu temasların sportif, ticari ve diplomatik boyutları nelerdir?

Bunların cevapları açıkça ortaya konulursa zaten ortada soru işareti kalmaz.

Devlet aklı da tam olarak bunu ister:

Şeffaflık.

MESELE KİŞİLER DEĞİL, SİSTEMDİR

Burada Narin Nadirova'yı hedef göstermek kolaycılık olur.

Benim derdim kişi değil.

Benim derdim sistem.

Çünkü geçmişte Diyarbakırspor üzerinden yaşanan tartışmaların bugün Amedspor üzerinden aynen tekrarlanacağını söylemek için elimizde yeterli veri yok.

Fakat geçmişte benzer tartışmalar yaşandıysa ve bugün yeni bir uluslararası yapılanma söz konusuysa; süreci izlemek neden yanlış olsun?

Tam tersine…

Bu, hem ‘’Amedspor’' un hem diğer kulüplerin hem de Türk futbolunun yararınadır.

Çünkü şeffaflık varsa tartışma azalır.

YUGOSLAVYA DERSİ

Futbol bazen toplumların aynasıdır.

Yugoslavya'nın parçalanma sürecinde futbol kulüpleri, tribünler, kimlikler ve siyasal gerilimler birbirinden tamamen bağımsız değildi.

Türkiye Yugoslavya değildir.

Türkiye'nin toplumsal yapısı, devlet geleneği ve tarihsel şartları farklıdır.

Ancak tarih bize bir şeyi öğretir:

Kimlik, siyaset, spor ve uluslararası ilişkiler aynı zeminde kesiştiğinde devlet aklı süreci yakından takip eder.

Bu takip; suçlamak değildir.

Damgalamak değildir.

Taraftarı hedef almak değildir.

Tedbir almaktır.

BENİM ÖNGÖRÜM

Bütün bunları üst üste koyduğumda benim 2026-2027 sezonuna ilişkin öngörüm değişmiyor:

Ben ‘’Amedspor’’ un şampiyon olacağını değil, şampiyon yapılacağını öngörüyorum.

Bunu gerçekleşmiş bir olay gibi yazmıyorum.

Bir komplo belgesi gibi de sunmuyorum.

Tam tersine, kamuoyuna bir uyarı olarak söylüyorum:

Sezon boyunca gözümüz açık olsun.

Hakem kararlarını takip edelim.

VAR kararlarını takip edelim.

Kart standartlarını karşılaştıralım.

Disiplin kararlarını inceleyelim.

Yayın uygulamalarını izleyelim.

Deplasmanlarda yaşananları kayda geçirelim.

Ve sezon sonunda yalnızca puan cetveline değil;

O puan cetvelinin nasıl oluştuğuna bakalım.

TESTİ KIRILMADAN

Nasreddin Hoca'nın hikâyesindeki asıl ders budur.

Testi kırıldıktan sonra herkes konuşabilir.

Ama devlet aklı, testi kırılmadan önce tedbir alır.

Benim yaptığım da bu.

Kimseyi peşinen suçlamıyorum.

Kimseyi hedef göstermiyorum.

‘’Amedspor’' un taraftarını veya Diyarbakır halkını herhangi bir siyasi kategoriye koymuyorum.

Ama 2001'de yaşananları da unutmayalım diyorum.

Bugünün şartlarını da dikkatle takip edelim diyorum.

Narin Nadirova'nın görev alanını, kulübün uluslararası ilişkilerini, futbolun hakemlik ve disiplin mekanizmalarını ve bütün sezonun istatistiklerini şeffaf biçimde izleyelim diyorum.

Çünkü yarın bir tartışma çıktığında;

“Bunu daha önce görmedik.” demeyelim.

Bugünden bakalım.

Bugünden soralım.

Bugünden kayda geçirelim.

Ve eğer benim öngörüm gerçekleşmezse, bundan memnuniyet duyarım.

Çünkü o zaman sahada kazanılmış bir şampiyonluğu konuşuruz.

Ama eğer gerçekleşirse?

O zaman da kimse;

“Neden daha önce uyarmadınız?” demesin.

Ben bugün uyarıyorum.

’’AMEDSPOR’’ ŞAMPİYON OLACAK DEĞİL…

‘’AMEDSPOR’’ ŞAMPİYON YAPILACAK. **

Testi kırılmadan…


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal

Şükrü Portakal YAZAR