Şükrü Portakal YAZAR
SARAYIN DUVARLARINI YIKAN O ACI İTİRAF
Şükrü Portakal
2026-09-09
Liyakatin Olmadığı Yerde
Güç, Sadece Biat Edenlerin Omuzlarında Yükselen Bir İllüzyondan İbarettir
Sosyal medyanın dijital
koridorlarında yapay zekayla yeniden canlandırılan o eski padişah ve eşek
hikayesi, aslında yüz yıllardır değişmeyen bir sistem krizinin en çıplak
özetidir. Saray kapısından içeri sızıp padişahın huzuruna çıkan eşek, makamlar,
fabrikalar ve mülklerle ödüllendirilmiş ayrıcalıklı zümrelerin ortasında tek
bir şey talep eder; ancak padişahın "Koyundan, deveden, köpekten bile
fayda görüyorum ama sende hiçbir fayda göremiyorum" çıkışıyla karşılaşır.
İşte tam o an, eşeğin verdiği o tokat gibi cevap siyaset sosyolojisinin en
büyük gerçeğini yüzümüze çarpar:
"Padişahım, aslında en büyük faydayı bende görüyorsun; benim gibi eşekler
olmasaydı, sen hiç o koltukta oturabilir miydin?" Bu burulmuş kahkaha,
modern siyasetin ve bürokrasinin en derin yarası olan liyakatsizliğe, kapalı
yapılara ve klikleşmeye tutulmuş en net aynadır.
Gücü elinde
bulunduranların en büyük trajedisi, etraflarını saran tarikat, cemaat, akraba
veya çıkar kliklerinin yarattığı o sahte konfor alanında gerçek dünyaya
körleşmeleridir. Bir devletin veya kurumun yönetim mekanizmaları, kamusal
ehliyet yerine kapalı kapılar ardında alınan icazetlerle, aidiyet ilişkileriyle
ve sadakat pazarlıklarıyla şekillenmeye başladığında, sistemin asıl yükünü
sırtlayan geniş kitleler hep o saray kapılarının dışında bırakılır. Hak edenin
değil, arkası sağlam olanın, bir kliğin referansını cebinde taşıyanın köşe
başlarını tuttuğu bir düzende toplumsal adalet duygusu çürümeye mahkumdur.
Siyasetin ve
bürokrasinin bu görünmez prangalardan, dar zümrelerin nüfuz mücadelelerinden
arınması bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. Kamusal alanda sadakatin
sadece devlete, anayasaya ve millete endekslendiği, fırsat eşitliğinin mutlak
bir kural olarak uygulandığı şeffaf bir zihniyet devrimi gerçekleşmediği
sürece, fırsat eşitliğinin yerini kliklerin savaşı alacaktır. Ne zaman ki makamlar birilerine dağıtılan birer
"ganimet" olmaktan çıkıp, yalnızca işin ehline teslim edilen kutsal
birer "emanet" haline gelir, işte o zaman koltuklar hakiki bir güce
kavuşur; aksi takdirde, altındaki o sessiz ve devasa desteğin farkında
olmayan muktedirler, etraflarındaki kapalı yapıların esiri olarak o koltuklarda
sadece geçici birer figüran olarak kalmaya mahkumdur.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP