avatar

Şükrü Portakal YAZAR

Rakamlar Düşüyor, Hayat Neden Pahalanıyor?

Şükrü Portakal

2026-09-01

Türkiye'de ekonomiyi artık iki farklı pencereden izliyoruz.

Bir pencerede grafikler var:
Enflasyon düşüyor, dengelenme sağlanıyor, hedefler tutacak deniliyor.

Diğer pencerede ise hayatın kendisi var.

Markete giden vatandaş, pazara çıkan emekli, siftah bekleyen esnaf, mazot hesabı yapan çiftçi ve maaşı ay sonuna yetişmeyen çalışan…

Onların sorduğu soru çok daha basit:

“Madem enflasyon düşüyor, hayat neden ucuzlamıyor?”

İşte mesele tam da burada.

Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi, vatandaşın alım gücüdür.

Maaşın rakamı büyürken sofradaki ürün küçülüyorsa, ortada çözülmesi gereken bir problem vardır.

Çünkü vatandaş TÜİK tablosuyla değil, market etiketiyle karşılaşıyor.

Rakam değil, geçim derdi

Bugün emekli için mesele yalnızca maaşına kaç lira zam geldiği değildir.

Asıl mesele; kirasını ödedikten, faturalarını yatırdıktan ve mutfak masrafını karşıladıktan sonra elinde ne kaldığıdır.

Asgari ücretli için de durum farklı değil.

İnsan çalışıyor ama ay sonunu getiremiyorsa, burada sadece ekonomik değil, sosyal bir mesele vardır.

Esnaf dükkânını açık tutmanın, çiftçi üretmenin, sanayici yatırım yapmanın hesabını yapıyorsa; ekonomideki iyileşmenin vatandaşın hayatına ne kadar yansıdığını sorgulamak bizim görevimizdir.

Çünkü devletin görevi yalnızca ekonomiyi büyütmek değildir.

Milletin refahını büyütmektir.

Adalet sadece mahkeme salonunda aranmaz

Kur'an-ı Kerim'de,
“Şüphesiz Allah adaleti emreder.” (Nahl, 90)

buyruluyor.

Adalet yalnızca mahkeme salonlarında aranmaz.

Adalet; alın terinde, ücrette, emekli maaşında, çiftçinin kazancında da aranır.

Yıllarca çalışan bir insanın emeklilikte geçim sıkıntısı yaşaması…

Üreten çiftçinin borçla boğuşması…

Dükkânını ayakta tutmaya çalışan esnafın sürekli maliyet hesabı yapması…

Bunlar görmezden gelinemeyecek gerçeklerdir.

Ekonomi kimin için düzeliyor?

Elbette enflasyonun düşmesi önemlidir.

Faizlerin, bütçe dengesinin, büyümenin ve diğer ekonomik göstergelerin de önemi vardır.

Ama bütün bu rakamların sonunda vatandaşın hayatı kolaylaşmıyorsa, ekonomik başarıyı yeniden tanımlamak gerekir.

Çünkü millet istatistik yaşamıyor.

Hayat yaşıyor.

Devletin büyüklüğü sadece hazinesindeki rakamlarla ölçülmez.

Devletin büyüklüğü; emeklisinin huzurunda, işçisinin alın terinde, çiftçisinin üretiminde, esnafının siftahında ve gençlerinin geleceğe güvenle bakmasında görülür.

Türkiye'nin güçlü olması hepimizin ortak dileğidir.

Ama güçlü Türkiye;

güçlü vatandaşla kurulur.

Üreten kazanacak.

Çalışan ezilmeyecek.

Emekli başını öne eğmeyecek.

Esnaf yarınından korkmayacak.

Çiftçi toprağını terk etmeyecek.

Genç, geleceğini başka ülkelerde aramayacak.

İşte o zaman ekonomideki başarıyı vatandaşın sofrasında da görürüz.

Ve bugün sorulması gereken soru aslında çok nettir:

Rakamlar düzeliyor olabilir… Peki hayat kimin için düzeliyor?

Bu sorunun cevabı vatandaşın cebinde, pazar filesinde ve sofrasında görülmedikçe;

sormaya, sorgulamaya ve milletin hakkını savunmaya devam edeceğiz.


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal

Şükrü Portakal YAZAR