Şükrü Portakal YAZAR
BU MİLLET KİMDİR?
Şükrü Portakal
2026-09-11
Memleketin haline
bakıyorum da bazen kendi kendime soruyorum;
Bir hükümet işçisi açlık
sınırında yaşam mücadelesi veriyor.
Emeklisi, yıllarca alın
teri dökmüş; şimdi pazarda domatesin kilosu ile maaşının kalan günlerini
hesaplıyor.
Memuru, ay sonunu değil
ay ortasını görebilmenin planlarını yapıyor.
Esnafı, sabah dükkânı
açarken siftah mı edecek, elektrik faturasını mı düşünecek karar veremiyor.
Gençleri ise geleceği
konuşmuyor artık; çünkü geleceğin kendileriyle konuşup konuşmayacağından emin
değiller.
Böyle bir tabloya
bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
"Bu millet ne zaman isyan edecek?"
Ama sonra dönüp sokağa bakıyorsunuz...
Bir kedi kaldırımda
uzanmış.
Hemen başına üç kişi
toplanıyor.
Birisi su getiriyor.
Birisi mama bırakıyor.
Birisi de sosyal medyada
paylaşmak için fotoğraf çekiyor.
Yolda yaralı bir kuş
görülüyor.
On kişi seferber oluyor.
Bir köpek yağmur altında
kalmış.
Mahalle ayağa kalkıyor.
Allah için, bu merhamet başka millette kolay kolay
bulunmaz.
Fakat işte tam burada
mizahın başladığı yere geliyoruz.
Ekonomistler geliyor,
rakam anlatıyor.
Vatandaş dinliyor.
Siyasetçiler geliyor,
vaat anlatıyor.
Vatandaş dinliyor.
Televizyonlar çıkıp kriz
anlatıyor.
Vatandaş yine dinliyor.
Ama bir yavru kedi
miyavlasın...
İşte o zaman bütün
istatistikler susuyor.
Sanki bu milletin kalbi
Merkez Bankası faiz kararlarına değil, sokaktaki canlının aç olup olmadığına
göre çalışıyor.
Bazen düşünüyorum...
Acaba bu millet gerçekten ekonomik verilerle mi
yönetiliyor?
Yoksa vicdanıyla mı?
Çünkü normal şartlarda
bu kadar sıkıntının içinde insanların birbirine tahammülünün azalması beklenir.
Ama bizde tam tersi
oluyor.
Cebinde para azalıyor, merhameti artıyor.
Maaşı düşüyor, vicdanı
büyüyor.
Gelecek kaygısı
yükseliyor, paylaşma duygusu çoğalıyor.
İşte burada asıl soruyu
sormak gerekiyor:
Sonuçta bu millet
kimdir?
Bu insanlar hangi mayadan yoğrulmuştur?
Nasıl oluyor da kendi
derdi dağ gibi önünde dururken, bir canlının derdini de omzuna alabiliyor?
Belki de cevap ne
ekonomi kitaplarında ne siyaset meydanlarında saklıdır.
Belki cevap; bir tas suyu kapının önüne bırakan
emeklinin elindedir.
Belki cevap; harçlığından mama alan öğrencinin
vicdanındadır.
Belki cevap; siftah yapamamışken sokak hayvanına
ekmek veren esnafın gönlündedir.
Çünkü bu topraklarda insan bazen ekmeğini bölüşür,
bazen derdini.
Ama merhametini pek
bölmez; onu herkese dağıtır.
İşte bu yüzden yıllardır
çözmeye çalışıyorum.
Açlık sınırındaki işçiyi
anladım.
Sefalet maaşındaki
emekliyi anladım.
Kaygılı memuru anladım.
Borçlu esnafı anladım.
Gelecekten endişe eden
gençleri anladım.
Ama hâlâ anlayamadığım
bir şey var:
Bütün bunlara rağmen kalbini kaybetmeyen bu güzel
insanlar...
Sonuçta bu Millet
kimdir?
Yoksa adı yanlış mı
söyleniyor?
Bu Millet değil...
Bu, merhameti ekonomik krizden daha güçlü olan
Aziz Türk Milleti'dir.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP