avatar

Şükrü Portakal YAZAR

BİR DOSYA YENİDEN AÇILDI

Şükrü Portakal

2026-09-15

Kaşif Kozinoğlu'na kim, ne anlatacak?

Bazı dosyalar vardır…

Üzerinden yıllar geçer ama kapanmaz.

Sadece sessizleşir.

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü de Türkiye'nin hafızasında böyle bir dosya olarak kaldı.

2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT mensubu Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturmanın bugün yeniden gündeme gelmesi, yıllardır sorulan bazı soruları tekrar masanın üzerine koydu.

Ve şimdi soruşturmanın yolu Kurtlar Vadisi'ne kadar uzandı.

Dizinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan 14 Eylül 2026 günü  “bilgi sahibi” sıfatıyla ifade vermek üzere Silivri Adliyesi'ne geldi.

Peki savcılık neden bir dizinin senaristlerine soru soruyor?

İşte asıl düşündürücü nokta burası.

SENARYO MUYDU, BİLGİ MİYDİ?

Kurtlar Vadisi Pusu'da “Kazım Kaşifoğlu” isimli bir karakter vardı.

Bu karakterin Kaşif Kozinoğlu'ndan esinlendiği iddiası yıllardır konuşuluyordu.

Fakat bugün mesele artık sadece televizyon ekranında kalan bir senaryo tartışması değil.

Çünkü soruşturma makamları, dizideki bazı sahnelerin yayın tarihleri ile Kozinoğlu'nun gerçek hayattaki ölümü arasındaki zamanlamayı inceliyor.

10 Kasım 2011'de yayımlanan bölümde Kazım Kaşifoğlu bir hücrede tutuluyor.

Darp ediliyor.

Ve kendisine yönelik açık bir ölüm tehdidi dile getiriliyor.

İki gün sonra…

12 Kasım 2011.

Gerçek hayatta Kaşif Kozinoğlu Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybediyor.

Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:

Bu sadece bir tesadüf müydü?

Elbette bugün bundan bir sonuç çıkarmak mümkün değil.

Ama soruşturmanın yeniden açılmasının anlamı zaten burada.

Soruyu sormak.

TESADÜFLER NEREDE BİTER, BİLGİ NEREDE BAŞLAR?

Bir senarist elbette kurgu yazar.

Gerçek hayattan esinlenebilir.

Karakter oluşturabilir.

Olayları değiştirebilir.

Ama eğer bir senaryodaki ayrıntılar, gerçek hayattaki olaylarla dikkat çekici biçimde kesişiyorsa, hukuk makamlarının “Bu bilgi nereden geldi?” diye sorması da doğaldır.

Çünkü mesele artık dizinin kendisi değildir.

Mesele şudur:

Senaryo yazılırken hangi bilgiler biliniyordu?

Kimden öğrenilmişti?

Hangi kaynaklardan yararlanılmıştı?

O dönemde kimlerle görüşülmüştü?

Kozinoğlu hakkında kamuoyunun bilmediği bilgiler senaristlerin eline nasıl geçti?

Ve daha önemlisi:

O bilgiler gerçekten sadece bir senaryonun parçası mıydı?

Bunların cevabını bugün biz veremeyiz.

Vermemeliyiz.

Ama savcılık soruyorsa, cevapların ortaya çıkmasını beklemeliyiz.

DEVLETİN HAFIZASI

Kaşif Kozinoğlu sıradan bir isim değildi.

MİT'te görev yapmış bir istihbaratçıydı.

Hayatı, Türkiye'nin yakın tarihindeki karanlık ve tartışmalı dönemlerin önemli başlıklarıyla kesişiyordu.

Bu nedenle Kozinoğlu’nun ölümünü yalnızca bir kişinin ölümü olarak değerlendirmek eksik kalır.

Asıl mesele şudur:

Türkiye geçmişindeki karanlık noktaları gerçekten aydınlatabiliyor mu?

Çünkü devletin gücü sadece operasyon yapmakla ölçülmez.

Devletin gücü, gerektiğinde kendi geçmişine dönüp bakabilmesidir.

Bir dosyayı yıllar sonra yeniden açabilmesidir.

“Biz bu konuda yanılmış olabilir miyiz?” diyebilmesidir.

Ve en önemlisi…

Gerçek neyse onun ortaya çıkmasına izin vermesidir.

BUGÜN SORULAR DAHA ÇOK

Kozinoğlu'nun ölümünden yıllar sonra dosyanın yeniden açılması, beraberinde yeni sorular getiriyor.

Cezaevinde o gün ne yaşandı?

Kimler vardı?

Kimler ne biliyordu?

Daha önce dikkate alınmayan hangi bilgiler bugün yeniden inceleniyor?

Kurtlar Vadisi senaristleri bu konuda ne biliyor?

Ve dizideki “Kazım Kaşifoğlu” karakteri gerçekten sadece bir kurgu muydu?

Bütün bu soruların cevabını zaman gösterecek.

Fakat bugün yapılması gereken bir şey var:

Ne komplo teorisine teslim olmak, ne de soruları küçümsemek.

Belge ne diyorsa onu konuşmak.

Delil ne gösteriyorsa onun peşinden gitmek.

Kim suçluysa hukuk önünde hesap vermesini sağlamak.

Kim masumsa da masumiyetini korumak.

Çünkü adaletin görevi bir hikâyeyi doğrulamak değil…

Gerçeği bulmaktır.

DOSYA KAPANMIŞTI…

Şimdi yeniden açıldı.

Belki yıllardır cevap bekleyen bazı sorular yeniden sorulacak.

Belki bugüne kadar bilinmeyen ayrıntılar ortaya çıkacak.

Belki de yıllardır konuşulan bazı iddiaların gerçek olmadığı anlaşılacak.

Bunu bilmiyoruz.

Ama bildiğimiz bir şey var:

Gerçekten korkmayan bir devlet, dosyasını yeniden açmaktan korkmaz.

Şimdi gözler Silivri'de.

Ve Türkiye'nin sorduğu soru çok basit:

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünde gerçekte ne oldu?

Bu sorunun cevabı ne kadar gecikirse geciksin…

Türkiye'nin hafızası bekliyor.

 

ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal

Şükrü Portakal YAZAR