avatar

Şükrü Portakal YAZAR

YAZ DOSTUM

Şükrü Portakal

2026-07-12

… Çünkü Geriye Yazılan Değil, Yaşanan Kalır

               Bazı şarkılar vardır; sadece notalardan ibaret değildir. Onlar, bir milletin vicdanına söylenmiş sözlerdir. Türk müziğinin unutulmaz isimlerinden Barış Manço'nun "Yaz Dostum" adlı eseri de böyledir. Bu şarkı, aslında hayatın nasıl yaşanması gerektiğini anlatan bir nasihattir.

Barış Manço, "Yaz dostum..." diye seslenirken bize bir deftere cümle kurmayı değil, gönlümüze doğruları yazmayı öğütlüyordu. Çünkü insanı büyük yapan serveti değil; sevgisi, merhameti, adaleti ve ardında bıraktığı güzel izlerdir.

Şarkının ilk çağrısı sevgiyedir.

"Güzel sevmeyene adam denir mi?"

Kur'an-ı Kerim de insanı iyiliğe ve güzel ahlaka davet eder:

«"İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever." (Bakara, 2:195)»

Sevgi, sadece bir duygu değildir; bir davranıştır. Gönül kırmamak, affedebilmek, insanı insan olduğu için sevebilmektir.

Barış Manço ardından selamı hatırlatır.

"Selam almayana yiğit denir mi?"

Kur'an ise şöyle buyurur:

"Size bir selam verildiğinde, ondan daha güzeliyle karşılık verin veya aynısıyla karşılık verin." (Nisâ, 86)

Çünkü selam, güvenin, kardeşliğin ve barışın kapısını açan ilk sözdür.

Şarkıda yoksulun, garibin ve ihtiyaç sahibinin unutulmaması gerektiği söylenir.

"Yoksul görsen besle kaymak bal ile..."

"Garipleri giydir ipek şal ile..."

Kur'an da aynı vicdana seslenir:

"Onlar, Allah'ın rızası için yoksula, yetime ve esire yemek yedirirler." (İnsan, 8)

Ve yine buyurur:

"Açlık gününde yakın bir yetimi veya yoksul bir düşkünü doyurmaktır." (Beled, 14-16)

 

Türk töresinde de aç olan doyurulur, çıplak olan giydirilir, misafir baş tacı edilir. Çünkü millet olmanın temeli paylaşmaktır.

Barış Manço, yetimi de unutturmaz.

"Öksüz görsen sar kanadın kolunu..."

Kur'an'ın emri ise nettir:

"Öyleyse sakın yetimi ezme." (Duhâ 9)

Yetimin başını okşamak, yalnızca bir iyilik değil; bir medeniyet ölçüsüdür.

Sonra insanın en büyük yanılgısını yüzümüze vurur:

"Kimse göçmez bu dünyadan mal ile."

Kur'an bunu şöyle hatırlatır:

"Her nefis ölümü tadacaktır." (Âl-i İmrân, 185)

Mal da makam da şöhret de bu dünyada kalacaktır. İnsan ise yalnızca yaptığı iyiliklerle, adaletiyle ve bıraktığı güzel eserlerle anılacaktır.

Ve şarkının hafızalara kazınan bölümü gelir:

"Sarı Çizmeli Mehmet Ağa bir gün öder hesabı..."

Belki de burada anlatılan, yalnızca bir insan değil; herkesin bir gün vereceği ilahi hesaptır.

Kur'an bunu şöyle ifade eder:

"Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür. Kim de zerre kadar kötülük işlerse onu görür." (Zilzâl, 7-8)

Ne makam hesap günü bize fayda sağlayacaktır ne de alkışlar. Orada ölçü; vicdan, adalet ve yapılan iyilikler olacaktır.

 

Bugün etrafımıza baktığımızda teknoloji gelişti, şehirler büyüdü, yollar uzadı. Ama gönüller de aynı ölçüde büyüdü mü?

Komşusunun derdiyle dertlenen kaç kişi kaldı?

Yetimin gözyaşını silen, yaşlının elinden tutan, garibin kapısını çalan kaç vicdan var?

Barış Manço'nun yıllar önce söylediği sözler, bugün belki de her zamankinden daha fazla anlam taşıyor. Çünkü insanlık, bilgi çağını yaşıyor olabilir; fakat aynı zamanda merhamet imtihanından da geçiyor.

Türk töresi; adaleti, paylaşmayı, sözünde durmayı ve mazlumu korumayı emreder. Kur'an ise adaleti ve iyiliği emreder:

 

"Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder." ( Nahl , 90)

Demek ki töre ile vahyin ortak hedefi, iyi insan yetiştirmektir.

Öyleyse gelin, Barış Manço'nun çağrısını yeniden duyalım.

Yaz dostum...

Sevgiyi yaz.

Adaleti yaz.

Merhameti yaz.

Yetimin duasını yaz.

Garibin tebessümünü yaz.

Kul hakkından kaçınanı yaz.

Milleti için yaşayanı yaz.

Çünkü gün gelir, mezar taşlarına yalnızca isimler yazılır; fakat insanların gönlüne sadece iyilikler kazınır.

Ve belki de hayatın en güzel özeti şudur:
İnsan, geride bıraktığı mal kadar değil; geride bıraktığı dua kadar yaşar.


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal YAZAR