Şükrü Portakal YAZAR
Türkiye Masada Yoksa…
Şükrü Portakal
2026-08-28
Devletler seyretmez; kendi geleceğini kendi iradesiyle
kurar.
Bir haftadır
aynı sorunun etrafında dolaşıyoruz:
Türkiye
dünyada nereye oturacak?
Cevabım
açık:
Türkiye
başkasının masasında sandalye arayan değil, kendi masasını kuran ülke olmak
zorundadır.
Çünkü bugün
dünya yeniden şekilleniyor.
Eski
ittifaklar sorgulanıyor.
Yeni
güvenlik anlayışları ortaya çıkıyor.
Enerji
yolları değişiyor.
Ticaret
koridorları yeniden hesaplanıyor.
Ortadoğu'da
dengeler sürekli hareket ediyor.
Ve büyük
güçler yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılları planlıyor.
Böyle bir
dönemde Türkiye'nin yapacağı en büyük hata, gelişmeleri yalnızca seyretmek
olur.
Türkiye Seyirci Değildir!
Bizim
tarihimizde devlet anlayışı seyretmek üzerine kurulmamıştır.
Selçuklu'dan
Osmanlı'ya, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan devlet geleneğimizin temelinde bir
anlayış vardır:
Coğrafyanın
kaderini okuyacaksın.
Tehlikeyi
sınırına gelmeden göreceksin.
Dostunu da
rakibini de bileceksin.
Ve en
önemlisi; kararını başkasının baskısıyla değil, kendi devlet aklınla
vereceksin.
Bugün
Türkiye'nin ihtiyacı olan da budur.
Ne
maceracılık...
Ne
korkaklık...
Ne de
başkalarının hazırladığı senaryoya teslimiyet.
İhtiyacımız
olan:
Akıl.
Strateji.
Diplomasi.
Güç.
Sabır.
Ve
gerektiğinde kararlılık.
İran Meselesi Sadece İran Meselesi Değildir
İran
çevresindeki gelişmeleri değerlendirirken de aynı perspektifle bakmalıyız.
Meseleyi
yalnızca bir ülkenin diğerine karşı mücadelesi olarak okumak, büyük resmi
kaçırmamıza neden olur.
Çünkü
İran'ın bulunduğu coğrafya;
Irak'la,
Suriye'yle,
Kafkasya'yla,
Körfez'le,
Orta
Asya'yla
Ve
dolayısıyla Türkiye'nin güvenlik kuşağıyla doğrudan bağlantılıdır.
Bu nedenle
Ankara'nın bakışı yalnızca “Ne oldu?” sorusuna değil,
“Bundan
sonra ne olabilir?” sorusuna
çevrilmelidir.
İşte devlet
aklı burada devreye girer.
Türkiye'nin En Büyük Gücü:
Kendi Kararını Verebilmek
Bir devletin
gerçek bağımsızlığı, yalnızca bayrağının gökyüzünde dalgalanması değildir.
Asıl
bağımsızlık; karar anında kendi iradesini ortaya koyabilmektir.
Türkiye'nin
önünde zor tercihler olabilir.
Bazen aynı
anda birden fazla tehditle karşılaşabilir.
Bazen
müttefikleriyle çıkarları örtüşmeyebilir.
Bazen dost
bildikleriyle karşı karşıya kalabilir.
İşte devlet
olmanın anlamı da burada ortaya çıkar.
Devlet,
kolay zamanda değil; zor zamanda devlet olur.
Ve
Türkiye'nin hiçbir şart altında kendi stratejik aklını başkasına kiralamaması
gerekir.
Yeni Yüzyılın Türkiye'si
Cumhuriyetimizin
ikinci yüzyılında artık başka bir Türkiye'yi konuşmalıyız.
Sadece
sorunlara cevap veren değil; sorun ortaya çıkmadan tedbir alan Türkiye.
Sadece
gelişmeleri takip eden değil; gelişmelerin yönünü değiştirebilen Türkiye.
Sadece
bölgesel olayların etkisinde kalan değil; bölgesel dengelerin oluşmasında
ağırlık koyan Türkiye.
Ve yalnızca
güçlü olduğu için değil; akıllı, hazırlıklı ve kararlı olduğu için güçlü
olan Türkiye.
Çünkü
unutmayalım:
Güç, sadece silah değildir.
Güç, sadece para değildir.
Güç, sadece nüfus değildir.
Güç; akıl,
irade, birlik ve istikamettir.
Ve Son Söz...
Bu dört
yazıda anlatmaya çalıştığımız şey aslında tek bir cümlede toplanıyor:
Türkiye kendi geleceğinin seyircisi olamaz.
Ne
Washington'ın...
Ne
Moskova'nın...
Ne
Tahran'ın...
Ne
Brüksel'in...
Ne de başka
bir başkentin Türkiye adına çizdiği bir geleceği beklemek zorunda değiliz.
Türkiye'nin
kendi aklı vardır.
Türkiye'nin
kendi tarihi vardır.
Türkiye'nin
kendi iradesi vardır.
Ve
Türkiye'nin kendi geleceğini kuracak gücü vardır.
Bize düşen
bu gücü;
Akıllı
kullanmak,
Doğru
zamanda kullanmak,
Millî
menfaatler doğrultusunda kullanmak
Ve gelecek
nesillere daha güçlü bir devlet bırakmaktır.
Çünkü biz bu
ülkeyi sadece bugün için emanet almadık.
Yarınlara
taşımak için emanet aldık.
O halde
sözümüz de kararımız da net olsun:
Kendi masamızı kuracağız.
Kendi kararımızı vereceğiz.
Kendi geleceğimizi yazacağız.
Çünkü...
Meydan Türkiye'dir!
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP