Şükrü Portakal YAZAR
TRUMP AMCA ELİ BOŞ GELMEMİŞ!
Şükrü Portakal
2026-07-08
Devletler arasında ne
dostluklar sonsuzdur ne de kırgınlıklar…
Uluslararası ilişkilerde kalıcı olan tek şey, devletlerin
çıkarlarıdır.
Bu yüzden hiçbir lider eli boş gelmez.
Hiçbir ziyaret yalnızca nezaket ziyareti değildir.
Hiçbir teklif de sebepsiz yapılmaz.
NATO Zirvesi'nde Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri
arasında gerçekleştirilen görüşmelerin ardından yeniden F-35 savaş uçaklarının
gündeme gelmesi, bu açıdan dikkatle değerlendirilmesi gereken bir gelişmedir.
Çünkü hafızası güçlü milletler, bugünü anlamak için dünü
unutmaz.
Türkiye, F-35 programına
sonradan katılan bir ülke değildi.
Ortağıydı.
Parasını ödedi.
Parça üretti.
Sanayisiyle projeye
katkı sundu.
Ancak daha sonra çeşitli
siyasi gerekçelerle programın dışında bırakıldı.
O günlerde Türkiye'nin güvenlik ihtiyaçları değişmemişti.
Değişen, siyasi tercihlerdi.
Peki bugün ne değişti?
Türkiye mi?
Yoksa Türkiye'ye bakış mı?
2024 yılında KAAN'ın ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirmesi…
Ardından gelecek nesil savaş uçağı ve hava muharebe
sistemleri üzerinde çalışmaların başlatıldığının açıklanması…
Savunma sanayiinde millî motorlardan radar sistemlerine,
insansız hava araçlarından elektronik harp kabiliyetlerine kadar elde edilen
başarılar…
Acaba bütün bunlar bazı başkentlerde yeni hesapların
yapılmasına mı neden oldu?
Yıllarca "Veremeyiz." denilen uçaklar bugün neden
yeniden konuşuluyor?
Trump gerçekten eli boş
gelmemiş olabilir.
Ancak getirdiği şey gerçekten bir savaş uçağı mı?
Yoksa Türkiye'nin savunma sanayiinde ulaştığı seviyenin bir
kabulü mü?
Belki de daha önemlisi…
Türkiye'nin kendi savaş uçağını geliştirme kararlılığını
farklı bir yöne çevirebilme arayışı mı?
İşte asıl sorgulanması gereken konu budur.
Çünkü bugün artık şu soruyu yüksek sesle sormak zorundayız:
Bizim kendi savaş
uçağımız yok mu?
Adı KAAN değil mi?
Bu milletin mühendisleri
gece gündüz onun için çalışmıyor mu?
Bu millet yıllardır
kendi gökyüzünü koruyacak teknolojiyi üretmek için büyük fedakârlıklar yapmıyor
mu?
Öyleyse neden yeniden
başkasının uçağını konuşuyoruz?
Elbette güçlü devletler ihtiyaç duydukları sistemleri
değerlendirir.
Elbette diplomasi kapıları hiçbir zaman tamamen kapanmaz.
Ancak stratejik akıl,
günü kurtarmakla gelecek yüzyılı inşa etmek arasındaki farkı görebilmektir.
Türkiye bugün sadece kara sınırlarını koruyan bir ülke
değildir.
Mavi Vatan'da hak ve
menfaatlerini savunan…
Doğu Akdeniz'de söz
sahibi olan…
Karadeniz'de denge
kuran…
Kafkasya'dan Orta
Asya'ya kadar geniş bir coğrafyada etkisini hissettiren bir devlettir.
Böylesine büyük hedefleri olan bir ülkenin en büyük
güvencesi, başkasının ürettiği teknoloji değil; kendi geliştirdiği
teknolojidir.
Türk devlet aklı,
günübirlik kazançlarla değil, nesiller boyu sürecek bağımsızlık hedefiyle
hareket etmek zorundadır.
Belki F-35 alınmalıdır…
Belki alınmamalıdır…
Bunun kararını askerî ve teknik makamlar verecektir.
Ancak millet olarak bizim sormamız gereken soru başkadır.
Dün "Veremeyiz." diyenler bugün neden
"Verebiliriz." diyor?
Dün değişmeyen güvenlik gerekçeleri bugün nasıl değişti?
Yoksa değişen tek şey, Türkiye'nin artık kendi savaş uçağını
üretebilecek noktaya gelmiş olması mı?
Belki de asıl soru şudur:
Bize yeniden F-35 teklif edilmesinin sebebi bizim onlara
ihtiyaç duymamız mı, yoksa artık onların Türkiye'yi göz ardı edememesi mi?
Ve son bir soru…
Cumhuriyetimizin ikinci
yüzyılında, gökyüzüne kendi imzasını atmaya başlayan Türkiye; rotasını kendi
mühendislerine mi emanet etmelidir, yoksa yeniden başkalarının açacağı
koridorlara mı?
Cevap, sadece bir savaş uçağının değil; Türkiye'nin nasıl bir
gelecek tasavvur ettiğinin de cevabı
Çünkü mesele yalnızca F-35 değildir.
Mesele yalnızca KAAN da değildir.
Mesele, Türk milletinin
kendi göğünde kendi kanatlarıyla özgürce uçabilmesidir.
Ve belki de Trump amca gerçekten eli boş gelmemiştir…
Ama asıl mesele, bizim
kendi elimizdekinin kıymetini ne kadar bildiğimizdir.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP