avatar

Şükrü Portakal YAZAR

MORA'dan GAZZE'ye

Şükrü Portakal

2026-07-14

Değişmeyen Vahşet, Uyanmayan Vicdan
Tarih, sadece geçmişte yaşanıp bitmiş olayların bir dökümü değildir; bugün önümüze konan kirli senaryoların, geçmişteki vahşetlerle nasıl birebir örtüştüğünü gösteren en net aynadır. Batı’nın sömürgeci hafızası ve emperyalist barbarlığı, dün hangi yöntemleri ve katliamları kullandıysa, bugün de aynı barbarlığı modern silahların arkasına saklanarak sürdürüyor. Bunun en acı, en kanlı örneklerinden biri hafızalarımızdan silinmeye çalışılan Mora Yarımadası katliamıdır. 1821’de Mora’da on binlerce Türk, çocuk, kadın, yaşlı denmeden sırf Müslüman ve Türk oldukları için vahşice katledildi; evleri yakıldı, yurtları gasp edildi. O gün bu vahşete alkış tutan, katliamı "özgürlük" maskesiyle meşrulaştıran Batı dünyası, bugün de aynı organize körlükle coğrafyamızı kana bulayanlara hamilik yapmaya devam ediyor.

​Dün Mora’da Türkleri barbarca yok etmeye çalışan zihniyet, bugün Ortadoğu’da İsrail eliyle hortlatılmıştır. Siyonist rejimin Filistin’de, Gazze’de gerçekleştirdiği soykırım, Lübnan’a pervasızca uzattığı kanlı eller, dün Mora’da yaşanan vahşetin güncellenmiş versiyonundan başka bir şey değildir. Emperyalizmin bölgedeki karakolu gibi çalışan bu yapı, sadece Filistin ve Lübnan’la da yetinmiyor; Suriye ve İran’ı da hedef alarak tüm bölgeyi ateşe vermek, İslam coğrafyasını tamamen parçalayıp köleleştirmek istiyor. Üstelik bu vahşet yaşanırken, Batı'nın o ikiyüzlü "medeniyet" maskesi bir kez daha tarihin çöplüğüne düşüyor. Ukrayna’da hak ihlali olduğunda dünyayı ayağa kaldıranlar, Gazze’de, Lübnan’da ölenler Müslüman çocuklar olduğunda derin bir sessizliğe bürünüyorlar. Bu çifte standart, sömürgeci zihniyetin insan hakları söyleminin sadece bir tiyatrodan ibaret olduğunu açıkça kanıtlıyor.

​Mora’daki katliama gözlerini kapatan dönemin Avrupa’sı neyse, bugün Ortadoğu'daki çocuk çığlıklarına kulaklarını tıkayan küresel sistem de odur. Değişen tek şey takvimler ve kullanılan silahların teknolojisidir; sömürgecinin vahşi karakteri hiç değişmemiştir. İşte tam da bu yüzden, tarihten almamız gereken en büyük ders şudur: Kendi silahını üretemeyen, kendi teknolojisine sahip olamayan ve askeri olarak caydırıcı güce ulaşamayan milletler, küresel baronların insafına terk edilmeye mahkumdur. Ecdadımızın Mora'da yaşadığı çaresizliği tekerrür ettirmemenin yolu; tam bağımsızlık inancından, güçlü bir ordudan ve kimseye muhtaç olmayan yerli ve milli bir savunma sanayisinden geçer. Küresel kuşatmaya karşı uyanık olmak, tek bir geri adım atmadan hakikati savunmak ve milli gücümüzü tahkim etmek, tarihin omuzlarımıza yüklediği en kutsal vazifedir.


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal YAZAR