Şükrü Portakal YAZAR
HERKES KENDİ YOLUNA!
Şükrü Portakal
2026-07-07
Dervişin Odunu,
Siyasetin Koltuğu:
Anadolu’nun bağrından
kopup gelen, yüzyıllardır kulağımıza küpe olması gereken bir Yunus Emre gerçeği
vardır. Bilirsiniz, Yunus tam kırk yıl boyunca Taptuk Emre’nin dergâhına odun
taşımıştır. Ama o dağdan topladığı odunların bir tanesi bile eğri değildir.
Sorarlar Yunus’a: "Yahu Yunus,
dağda hiç mi eğri odun yoktu?" Yunus’un cevabı hem kalbe hem akla bir
mühür gibi vurur: "Taptuk’un
kapısına odunun bile eğrisi yakışmaz."
Bu hikâye, sadece bir sadakat masalı değildir; bir ahlak, bir arınma ve en önemlisi bir
"hudut" meselesidir. Her şeyin kendi makamında, kendi
temizliğinde ve kendi şeffaflığında kalması gerektiğinin hikayesidir.
Bugün dönüp etrafımıza baktığımızda ise ne yazık ki bu
hudutların darmadağın olduğunu görüyoruz. Özellikle inanç dünyasını iddia eden
yapıların, yani tarikat ve cemaatlerin, siyasetin o gri, pazarlıkçı
dehlizlerinde boy göstermesi, Yunus’un o "düz odunundaki" saf niyeti
baltalıyor.
Hani diyor ya şair:
"Eşek derviş
olmaz odun çekmekle tekkeye, deve hacı olmaz gidip gelmekle Mekke'ye. Hakikat
görünmez bakmadıkça gönlüne, Hak yoluna varılmaz sözde kalan niyetle."
Bu söz bize açıkça şunu söyler: Bir yere sadece şeklen ait
olmak, güç devşirmek için o kapıyı aşındırmak kimseyi "halkın hizmetkarı" yapmadığı gibi,
"Hak yolcusu" da yapmaz.
Siyaset, doğası gereği şeffaf, hesap verebilir ve topluma açık bir rekabet
alanıdır. Tarikat ise nefis terbiyesi ve kalbi arındırma makamıdır.
Ancak bugün asıl
tehlike, bu yapıların siyasetin ve bürokrasinin kılcal damarlarına sızarak
kapalı yapılara ve gizli kliklere dönüşmesidir.
Kamusal alanda
liyakat, adalet ve ehliyet esas olması gerekirken; aidiyetler üzerinden
kurulan bu klikler, devlet mekanizmasını adeta birer "etki alanı"
çevirme yarışına giriyorlar. Dışarıya kapalı, kendi içinde örgütlenen ve sadece
kendi mensuplarının menfaatini gözeten bu gizli şebekeleşmeler, bu ülkenin evlatlarının
hakkını, hukukunu ve emeğini gasp ediyor. Kendi hırslarını, ihale, koltuk ve
kadro pazarlıklarını "hizmet" maskesi altında yürüten bu klikler,
toplumdaki adalet duygusunu kökünden sarsıyor.
Soruyorum size: Dünyaya
sırt çevirmeyi vaat eden bir maneviyat iddiası, nasıl olur da kapalı kapılar
ardında bürokratik kadrolaşma operasyonları yürüten hırslı birer klike
dönüşebilir?
Burada açık bir çelişki ve net bir yol ayrımı vardır. Bir
elinizle derviş hırkası giyip, diğer elinizle kapalı kliklerin çıkarlarını
savunarak siyasi nüfuz ticareti yapmaya kalkarsanız ne dervişliğiniz dervişlik
olur ne de siyasetiniz ahlaki kalır. Kamusal gücü kapalı yapıların gizli
ajandalarına alet edenler hem inanç
sistemine hem de bu ülkenin geleceğine en büyük kötülüğü yapmaktadır.
Artık net bir ayrımın vakti gelmiştir ve geçmektedir.
Siyaset arenasının içinde, arkasında ya da kulisinde herhangi bir klike veya
kapalı yapıya bağlılık üzerinden var olmaya çalışanlar, bu gizli ajandalarını
devletin ve siyasetin kapısında bırakmalıdır. Ya tamamen dünyaya ve şeffaf
siyasetin kurallarına teslim olup dürüstçe bu kulvarda yarışsınlar ya da iddia
ettikleri o manevi iklime geri dönüp kalplerini temizlesinler.
Çünkü ne siyasetin ve
kamunun şeffaf doğası bu kapalı klikleri kaldırır, ne de tekkenin o iddialı
temizliği bu kirli güç savaşlarına uyar.
Yunus’un
dergâhına eğri odun yakışmıyordu; bu ülkenin geleceğine ve devletine de kapalı
kapılar ardında şekillenen eğri niyetli klikler yakışmıyor. Herkes kendi
yoluna... Siyasetçi milletin önünde şeffaf meydanına, derviş kendi gönül
dünyasına!
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP