Şükrü Portakal YAZAR
DEVLETİN TEK İRADESİ: MİLLETİN İRADESİ
Şükrü Portakal
2026-08-21
Bir haftadır
bir meseleyi farklı yönleriyle konuşuyoruz:
Devletin
içinde devlet olur mu?
Kapalı
yapılar ne zaman güç odağına dönüşür?
İnanç ile
vesayet arasındaki çizgi nereden geçer?
15 Temmuz
bize ne öğretti?
Ve devlet
nasıl arınır?
Bugün bütün
bu soruların cevabını tek bir cümlede toplamak mümkündür:
Devletin tek meşru iradesi,
milletin iradesidir.
Bu söz,
herhangi bir siyasi partiye ait değildir.
Bir
cemaatin...
Bir
tarikatın...
Bir
bürokratik grubun...
Bir sermaye
çevresinin...
Bir
kişinin...
Değildir.
Çünkü
devlet, şahısların üzerinde yükselen bir emanettir.
Türkiye'nin
yakın tarihi bize kapalı güç odaklarının devleti nasıl zayıflatabileceğini
defalarca gösterdi.
15 Temmuz
ise bu tehlikenin en ağır örneği olarak hafızalarımıza kazındı.
O gece
millet, devletine sahip çıktı.
Şimdi bizim
görevimiz yalnızca o geceyi hatırlamak değil;
O geceyi
doğuran şartların bir daha oluşmamasını sağlamaktır.
Bunun yolu
ise intikamdan değil, hukuktan geçer.
Devletin
arınması;
Bir cemaatin
yerine başka bir cemaat koymak değildir.
Bir grubun
yerine başka bir grubu devlet kurumlarına taşımak değildir.
Siyasi
yakınlığa göre hukuk uygulamak hiç değildir.
Gerçek
arınma;
Devlet
kurumlarının hiçbir kapalı hiyerarşiye bağımlı olmamasıdır.
Kamu
görevinde liyakatin esas olmasıdır.
Kamu
kaynaklarının şeffaf biçimde denetlenmesidir.
Devlet
görevlisinin sadakatinin kişiye değil, millete, Anayasa'ya ve hukuka
olmasıdır.
Yargının
delille konuşmasıdır.
Soruşturmanın
hüküm sayılmamasıdır.
Suçsuzluğun
da suçluluğun da mahkeme kararıyla belirlenmesidir.
Son günlerde
Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu kişiler hakkında yürütülen soruşturma
üzerinden ortaya çıkan tartışmalar da bu büyük çerçevede değerlendirilmelidir.
Kimse
soruşturma aşamasında suçlu ilan edilmemelidir.
Ancak hiçbir
kişi veya yapı da kimliği, nüfuzu, ekonomik gücü ya da siyasi ilişkileri
nedeniyle hukukun denetiminden muaf tutulmamalıdır.
Ne peşin
hüküm...
Ne peşin
aklama...
Sadece
hukuk.
Sadece
delil.
Sadece
adalet.
Çünkü hukuk
devleti tam olarak budur.
Devletin
gücü, istediğini cezalandırabilmesinde değil;
Gücü elinde
tuttuğu hâlde hukukun sınırları içinde kalabilmesindedir.
İşte
Türkiye'nin ihtiyacı olan devlet anlayışı budur.
Milletin
vergisini kullanan hesap verecek.
Kamu
görevini yapan liyakatle görev yapacak.
Devlet
kurumunda çalışan hukuk içinde hareket edecek.
Ekonomik güç
sahibi olan şeffaf olacak.
Siyasi güç
sahibi millete hesap verecek.
İnanç sahibi
olan inancını özgürce yaşayacak.
Ama hiç
kimse devletin üzerinde olmayacak.
Çünkü
devletin üzerinde başka bir güç oluştuğunda, devlet zayıflar.
Devlet
zayıfladığında ise bundan hiçbir siyasi taraf kazançlı çıkmaz.
Millet
kaybeder.
Bizim
meselemiz bu nedenle herhangi bir cemaatle, herhangi bir tarikatla veya
herhangi bir siyasi yapıyla hesaplaşmak değildir.
Bizim
meselemiz;
Türkiye
Cumhuriyeti'nin hiçbir kapalı vesayetin gölgesinde kalmamasıdır.
İşte
“arınma” dediğimiz şey budur.
Devleti
birilerinden almak değil...
Devleti
yeniden milletin ortak emaneti hâline getirmek.
Ve bunun
yolu açıktır:
Liyakat.
Şeffaflık.
Denetim.
Hukuk.
Hesap
verebilirlik.
Güçlü
kurumlar.
Son sözümüz
de bu olsun:
Ne tarikat
devletin üstündedir, ne cemaat, ne sermaye, ne bürokrasi, ne siyaset, ne de
şahıslar.
Devlet
milletindir.
Hukuk herkes
içindir.
Milletin
üzerinde hiçbir güç yoktur.
Çünkü
devletin gerçek gücü;
kapalı
kapıların ardında değil, milletin açık iradesinde saklıdır.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP