Şükrü Portakal YAZAR
DEVLETİN İÇİNDE GİZLİ HİYERARŞİ OLMAZ
Şükrü Portakal
2026-08-19
15
TEMMUZ'DAN DERS:
15 Temmuz gecesi Türkiye yalnızca
bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalmadı.
Aynı zamanda devletin içine yerleşen
gizli hiyerarşilerin ne kadar büyük bir tehdit oluşturabileceğini gördü.
O gece millet, tankların karşısına
çıktı.
Ama o gecenin bize bıraktığı en
önemli ders yalnızca tankların durdurulması değildir.
Asıl ders şudur:
Devletin kurumlarında tek bir meşru
hiyerarşi olmalıdır.
Anayasa...
Kanun...
Devletin yetkili kurumları...
Ve milletin iradesi.
Bunun dışında hiçbir yapı, hiçbir
lider, hiçbir cemaat, hiçbir tarikat veya hiçbir örgüt devlet görevlisine emir
verme makamında olamaz.
Burada çok önemli bir ayrım yapmak
zorundayız.
İnanç başka, vesayet başkadır.
Bir insanın dini inancını yaşaması
demokratik bir haktır.
İnsanların bir araya gelmesi,
dayanışması ve ortak değerler etrafında örgütlenmesi de demokratik hayatın
parçasıdır.
Fakat bir yapı devlet kurumlarında
kendi kadrolarını oluşturuyor, kendi hiyerarşisini devlet hiyerarşisinin
üzerine çıkarıyor ve kamu gücünü kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya
başlıyorsa artık mesele inanç değildir.
Mesele devlet güvenliğidir.
15 Temmuz'un ardından Türkiye'nin
önünde duran en büyük sorulardan biri de budur:
Devlet bir daha böyle bir
yapılanmaya nasıl izin vermeyecek?
Cevap açıktır.
Şeffaflık.
Liyakat.
Denetim.
Kurumsal hafıza.
Hukuk.
Ve devlet görevlerinde sadakatin
kişilere değil, Anayasa'ya ve millete olması.
Çünkü devlet memuru bir grubun
değil, milletin memurudur.
Asker bir kişinin değil, Türk
milletinin ordusunun mensubudur.
Hâkim bir yapının değil, Türk
milleti adına karar veren yargının temsilcisidir.
Bürokratın görevi de herhangi bir
güç odağının talimatını yerine getirmek değil, hukuk çerçevesinde kamu hizmeti
vermektir.
Bugün geçmişte yaşananlardan ders
çıkarırken intikam duygusuyla değil, devlet aklıyla hareket etmek
zorundayız.
Çünkü devletin arınması;
Bir grubu ötekileştirmek değildir.
Bir inancı hedef almak değildir.
Toplumun tamamını zan altında
bırakmak hiç değildir.
Devletin arınması;
gizli hiyerarşilerin yerine açık
hukuk düzenini koymaktır.
Kişisel sadakatin yerine liyakati
koymaktır.
Kapalı ilişkilerin yerine şeffaflığı
koymaktır.
Devlet kurumlarında hesap
verebilirliği güçlendirmektir.
Ve en önemlisi;
Hiç kimsenin kendisini devletin
üzerinde görmesine izin vermemektir.
Bugün Alihan Kuriş'in de aralarında
bulunduğu kişiler hakkında yürütülen soruşturma üzerinden kamuoyunda yeniden
başlayan tartışmayı da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Soruşturma vardır.
İddialar vardır.
Deliller araştırılmaktadır.
Ancak henüz kesinleşmiş bir mahkeme
hükmü yoksa, kimseyi suçlu ilan etmek hukuk devletine yakışmaz.
Fakat aynı zamanda hiçbir yapı da
sırf dini, siyasi veya sosyal bir kimliğe sahip olduğu için denetimin dışında
tutulamaz.
Ne peşin hüküm, ne peşin aklama.
Devletin yapacağı bellidir:
Araştıracak.
Denetleyecek.
Delili ortaya koyacak.
Yargı karar verecek.
Ve karar kesinleştiğinde hukuk
uygulanacak.
Türkiye'nin ihtiyacı tam olarak
budur.
Çünkü 15 Temmuz bize bir gerçeği çok
ağır bir bedelle öğretti:
Devletin içinde gizli devlet olmaz.
Devletin içinde paralel hiyerarşi
olmaz.
Devletin içinde kişilere bağlı
sadakat zinciri olmaz.
Devletin içinde milletin iradesinden
başka bir irade olmaz.
Ve bu nedenle artık sözümüz çok açık
olmalıdır:
Devletin dini olmaz, mezhebi olmaz, cemaati olmaz.
Devletin tek sahibi millettir.
Devletin tek dayanağı hukuktur.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP