avatar

Şükrü Portakal YAZAR

DEVLETİN İÇİNDE DEVLET OLMAZ

Şükrü Portakal

2026-08-17

Türkiye'nin en büyük meselelerinden birini konuşacaksak, önce kavramları birbirinden ayırmamız gerekir.

İnanç başka şeydir.
Cemaat başka şeydir.
Devlet başka şeydir.

İnsanların inancını yaşaması, bir araya gelmesi, dayanışması ve düşüncelerini paylaşması demokratik toplumun doğal parçalarıdır.

Ama mesele, bir yapının kapalı bir güç odağına dönüşmesiyle başlar.

Devletin dışında ekonomik güç...

Devletin dışında hiyerarşi...

Devletin dışında kadrolaşma...

Devletin dışında karar mekanizmaları oluşmaya başladığında artık tartışmamız gereken şey inanç değil, devlet düzenidir.

Çünkü Türkiye bu meselenin bedelini daha önce çok ağır ödedi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından TBMM'de kurulan araştırma komisyonu, FETÖ'nün darbe girişimini ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırdı.

Demek ki ders bellidir:

Devlet, hiçbir kapalı yapıya teslim edilemez.

Bugün Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu 49 kişi hakkında yürütülen soruşturma bu açıdan ayrıca dikkat çekmektedir.

Burada altını özellikle çizelim:

Soruşturma kapsamında yöneltilen suçlamalar, mahkeme kararı kesinleşene kadar iddia niteliğindedir.

Ancak devletin görevi zaten budur.

İddia varsa araştırmak.

Şüphe varsa soruşturmak.

Suç varsa cezalandırmak.

Suç yoksa aklamak.

Yani devletin terazisi kişiye göre değişmez.

İşte mesele tam da burada başlıyor.

Bugün herhangi bir cemaat...

Yarın başka bir tarikat...

Öbür gün başka bir siyasi veya ekonomik yapı...

Hiçbiri devletin üzerinde olamaz.

Devletin sahibi millet, devleti yöneten hukuk olmalıdır.

Meseleyi sadece bir cemaat üzerinden konuşmak da bizi asıl sorundan uzaklaştırır.

Asıl sorumuz şudur:

Türkiye'de kapalı güç odaklarının devletle ilişkisi nasıl denetlenecek?

Kim olursa olsun...

Hangi siyasi görüşe yakın olursa olsun...

Hangi ekonomik güce sahip olursa olsun...

Hangi dini veya sosyal yapının içinde bulunursa bulunsun...

Hukukun dışında bir alan oluşturamaz.

Devletin arınması, bir grubun yerine başka bir grubun geçirilmesi değildir.

Devletin arınması;

liyakat demektir.

Şeffaflık demektir.

Hukuk demektir.

Hesap verebilirlik demektir.

Ve en önemlisi;

Devlet içinde devlete izin vermemektir.

Çünkü devlet bir kişinin, bir ailenin, bir cemaatin, bir tarikatın veya bir siyasi grubun malı değildir.

Devlet milletindir.

Bu nedenle bizim meselemiz insanlarla değil, sistemsizlikledir.

İnançla değil, istismar ile...

Özgürlükle değil, gizli güç ilişkileriyle...

Cemaatle değil, denetimsiz yapılanmayla...

Ve kim yaparsa yapsın, devletin kurumlarını kendi hiyerarşisinin parçası hâline getirmeye çalışan anlayışla mücadele edilmelidir.

Çünkü devletin içinde başka bir hiyerarşi oluşursa...

Devlet zayıflar.

Devlet zayıflarsa...

Millet zarar görür.

Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir vesayet değil, temiz ve güçlü bir devlet düzenidir.

Ve sözümüz nettir:

Devletin içinde devlet olmaz.
Milletin üzerinde hiçbir güç olmaz.
Hukukun üzerinde hiçbir makam olmaz.




ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal

Şükrü Portakal YAZAR