avatar

Şükrü Portakal YAZAR

DEVLET ARINACAKSA HERKESTEN ARINMALI

Şükrü Portakal

2026-08-20

Devletin arınması...

Bu iki kelimeyi çok kullanıyoruz.

Ama arınmak ne demektir?

Bir grubu tasfiye etmek mi?

Bir siyasi görüşü susturmak mı?

Bir cemaatin yerine başka bir cemaati koymak mı?

Hayır.

Devletin arınması, devletin bütün vesayetlerden kurtulmasıdır.

Çünkü Türkiye'nin geçmişinde yalnızca bir vesayet türü olmadı.

Askerî vesayet gördük.

Bürokratik vesayet gördük.

Siyasi vesayet gördük.

Ekonomik vesayet gördük.

Ve devlet kurumlarının içine sızan kapalı yapılanmaların oluşturduğu tehdidi de çok ağır bedeller ödeyerek gördük.

15 Temmuz bunun en acı örneğidir.

O halde dersimizi doğru çıkarmalıyız.

Bir vesayetten kurtulup başka bir vesayetin önünü açamayız.

“Bizimkiler” diyerek hukuksuzluğu görmezden gelemeyiz.

Çünkü hukuk, taraf tutmaz.

Devlet de tutmamalıdır.

Kim olursa olsun...

Hangi siyasi görüşten olursa olsun...

Hangi inanç grubuna mensup olursa olsun...

Hangi ekonomik güce sahip olursa olsun...

Devletin imkânlarından yararlanıyorsa hesabını vermelidir.

Son günlerde Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu kişiler hakkında yürütülen soruşturma, bu nedenle yalnızca bir adli dosya olarak görülmemelidir.

Elbette soruşturmadaki iddialar ile kesinleşmiş mahkeme hükmünü birbirinden ayıracağız.

Soruşturma suçluluk değildir.

Ama soruşturulmayı gerektiren iddialar varsa devlet bunların üzerine gitmek zorundadır.

Ne kişiye göre hukuk...

Ne gruba göre adalet...

Ne de siyasi yakınlığa göre farklı muamele...

İhtiyacımız olan şey tam olarak budur:

Herkese aynı hukuk.

Çünkü devletin temizliği, bir grubun temizlenip diğerinin korunması değildir.

Devletin temizliği;

Kurumların temizlenmesidir.

Kamu görevlerinin liyakatle verilmesidir.

Kamu kaynaklarının denetlenmesidir.

Ekonomik faaliyetlerin şeffaflaştırılmasıdır.

Devlet görevlilerinin kişilere değil, kanuna ve millete bağlı olmasıdır.

Ve en önemlisi;

Devlet kurumlarının içinde gizli sadakat zincirlerinin oluşmasına izin verilmemesidir.

Bir devlet memurunun amiri bellidir.

Bir askerin komuta zinciri bellidir.

Bir hâkimin bağlı olduğu hukuk bellidir.

Bir bürokratın sorumluluğu bellidir.

Bunların üzerinde görünmeyen bir başka otorite oluşuyorsa...

Orada devlet aklı alarm vermelidir.

Çünkü devletin içinde ikinci bir devlet oluştuğunda, milletin iradesi zayıflar.

İşte gerçek arınma burada başlar.

Devletin kapısını herkese açmak değil; devletin kapısından hukuksuzluğu içeri sokmamaktır.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir hesaplaşma dönemi değildir.

Türkiye'nin ihtiyacı kurumsal bir temizlik ve hukuk düzeninin güçlendirilmesidir.

Bunun yolu da çok açıktır:

Liyakat.

Şeffaflık.

Denetim.

Hesap verebilirlik.

Bağımsız ve güvenilir yargı.

Güçlü kurumlar.

Ve hiçbir siyasi, ekonomik, dini veya sosyal yapının devletin üzerinde olmadığının kabulü.

Çünkü devletin sahibi milletse...

Devletin hesabı da millete verilmelidir.

Ve artık şu ayrımı çok net yapmalıyız:

Devletin düşmanı insan değildir.

Devletin düşmanı;

hukuksuzluk, vesayet, yolsuzluk, gizli örgütlenme ve kamu gücünün kötüye kullanılmasıdır.

Bunlarla mücadele ederken ölçümüz de aynı olmalıdır:

Kim yaparsa yapsın.

İşte o zaman gerçekten arınmış bir devlet düzeninden söz edebiliriz.

Ve sözümüz nettir:

Devlet herkesten güçlüdür.
Hukuk herkes için aynıdır.
Milletin üzerinde hiçbir güç yoktur.


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal

Şükrü Portakal YAZAR