avatar

Şükrü Portakal YAZAR

AHMET BEY'in CEKETİ

Şükrü Portakal

2026-07-19

            Kıymetli okurlarım bu kez Ahmet Bey’in Ceketi ile sizlerleyiz. Barış Manço ve eserlerini analiz etmeye devam ediyoruz.

Ahmet Bey’in Ceketi ve Kaybolan İnsan

          Barış Manço' nun Ahmet Bey'in Ceketi isimli eseri, aslında bir ceketin değil, insanın değeriyle ilgili acı bir gerçeğin hikâyesidir. O şarkı, yıllar önce toplumun aynasına tutulmuş bir vicdan muhasebesiydi.

Çünkü bazı insanlar, insanı değil üzerindeki ceketi sever.

Bugün de değişen çok şey yok...

İnsanlar karaktere değil makama, ahlaka değil unvana, şahsiyete değil koltuğa değer vermeye devam ediyor.

Oysa ceket sadece bir kumaş parçasıdır.

Onu değerli yapan ise içinde taşıdığı insandır.

Ne yazık ki günümüzde birçok kişi bulunduğu makama şeref kazandırmak yerine, makamından şeref devşirmeye çalışıyor. Oysa makam, insanı büyük yapmaz; sadece nasıl bir insan olduğunu daha görünür hâle getirir.

Karakter sahibi bir insan bulunduğu makamı yüceltir.

Karaktersiz bir insan ise makamın gölgesine sığınır.

Daha acısı, bu ülkede öyle "ceketler" vardır ki, onu giyen bir anda makam sahibi, sözü dinlenir, itibarlı biri sanılır. Ceket çıkarıldığında ise aynı insanların yüzüne bakan bile kalmaz.

Demek ki sevilen insan değil, cekettir.

Barış Manço'nun bize anlatmak istediği tam da buydu.

Kur'an-ı Kerim ise insana bambaşka bir ölçü koyar.

"Şüphesiz Allah katında sizin en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır." (Hucurât Suresi, 13. Ayet)

Allah'ın katında ne ceketin, ne makamın, ne servetin, ne de unvanın bir üstünlüğü vardır.

Üstünlük; adalette, emanete sadakatte, doğrulukta ve güzel ahlaktadır.

Türk töresi de aynı hakikati söyler.

Bey olmak; kibirlenmek değil, hizmet etmektir.

Kağan olmak; gösterişli elbiseler giymek değil, milletin yükünü omuzlamaktır.

Çünkü töreye göre şeref, giyilen kaftandan değil, taşınan karakterden doğar.

Bugün toplum olarak yeniden şu soruyu kendimize sormalıyız:

Biz insanı mı seviyoruz, yoksa üzerindeki ceketi mi?

Makamı mı alkışlıyoruz, yoksa o makamı hak eden şahsiyeti mi?

Çünkü gün gelir ceket çıkar.

Makam biter.

Koltuk boşalır.

Unvanlar unutulur.

Fakat insanın yaptığı iyilik de kötülük de, adaleti de zulmü de geride kalır.

Barış Manço bir şarkıyla anlattı.

Kur'an bir ayetle hükmünü verdi.

Türk töresi ise asırlardır aynı sözü söylüyor:

"Şeref makamdan alınmaz; makama kazandırılır."

Ve unutulmamalıdır ki;

Ceket eskir. Makam biter. Alkışlar susar. Geriye yalnızca insanın ahlakı, vicdanı ve ardında bıraktığı iz kalır.

İşte gerçek itibar da budur

ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal YAZAR