Şükrü Portakal YAZAR
2053'e GİDERKEN TÜRKİYE’NİN YOL HARİTASI
Şükrü Portakal
2026-08-15
Milletler, yalnızca
bugünü yaşayarak büyük devlet olamaz. Büyük devletler; yarını planlayan,
gelecek nesilleri düşünen ve hedeflerini yıllar öncesinden belirleyen
milletlerin eseridir. Tarih, günü kurtaranların değil, geleceği inşa edenlerin omuzlarında
yükselmiştir.
Türkiye,
üç kıtanın kesiştiği eşsiz bir coğrafyada, binlerce yıllık devlet geleneğine
sahip köklü bir ülkedir. Bu coğrafya, bize sadece büyük fırsatlar değil, büyük
sorumluluklar da yüklemektedir. Bugün atacağımız her adım, 2053'e ve sonrasına
bırakacağımız mirasın temel taşlarını oluşturacaktır.
Dünyada
dengeler hızla değişiyor. Enerji koridorları yeniden şekilleniyor, yapay zekâ
üretim biçimlerini değiştiriyor, siber güvenlik klasik savaş anlayışının önüne
geçiyor. Artık devletlerin gücü sadece asker sayısıyla değil; teknoloji üreten
insanıyla, bilim insanıyla, sanayisiyle, eğitim sistemiyle ve ekonomik
dayanıklılığıyla ölçülüyor.
Türkiye'nin önünde
önemli avantajlar bulunmaktadır. Genç nüfusumuz, girişimci ruhumuz, güçlü
sanayi altyapımız, savunma sanayiinde elde edilen kabiliyetlerimiz ve stratejik
konumumuz; doğru değerlendirildiğinde ülkemizi bölgesel bir güçten küresel bir
aktöre dönüştürebilecek niteliktedir. Ancak bu hedefe ulaşmak sadece imkânlarla
değil; planlama, istikrar ve ortak akılla mümkündür.
2053
vizyonu, yalnızca yüksek binalar yapmak ya da ekonomik büyüme rakamlarını
artırmak değildir. Gerçek vizyon; bilim üreten üniversiteler, dünya markaları
çıkaran sanayi, kendi enerjisini geliştiren bir ekonomi, verimli tarım, güçlü
aile yapısı ve adalet duygusuna güvenen bir toplum inşa etmektir.
Eğitim, bu yolculuğun en
önemli anahtarıdır. Ezberleyen değil düşünen, tüketen değil üreten, taklit eden
değil geliştiren bir gençlik yetiştirebildiğimiz gün, Türkiye'nin geleceği daha
sağlam temeller üzerine oturacaktır. Çünkü bir ülkenin en büyük doğal kaynağı,
iyi yetişmiş insanıdır.
Ekonomide
kalıcı başarı; üretimden, ihracattan, yüksek katma değerli teknolojiden ve mali
disiplin anlayışından geçmektedir. Tarım ihmal edilmeden sanayi güçlenmeli;
sanayi gelişirken çevre korunmalı, teknoloji ilerlerken insan merkezli yaklaşım
kaybolmamalıdır. Kalkınma ancak bu dengeyle sürdürülebilir.
Dış
politikada Türkiye, barışı önceleyen ancak milli menfaatlerinden taviz vermeyen
bir çizgiyi sürdürmelidir. Komşularıyla yapıcı ilişkiler kurarken, küresel
gelişmeleri doğru okuyabilen, diplomasi gücünü etkin kullanan ve uluslararası
hukuk zemininde hareket eden bir ülke olmak, geleceğin en önemli
kazanımlarından biri olacaktır.
Farklı
düşünceler olabilir; ancak ortak vatan, ortak bayrak ve ortak gelecek ülküsü
bizi bir arada tutan en güçlü bağdır.
Unutmamalıyız
ki Türkiye'nin gerçek gücü; sadece tankında, uçağında, fabrikasında ya da
teknolojisinde değildir. Türkiye'nin gerçek gücü; alın teri döken işçisinde,
toprağını işleyen çiftçisinde, dükkânını açan esnafında, evladını yetiştiren
annesinde, sınırda nöbet tutan Mehmetçiğinde, laboratuvarda çalışan bilim
insanında ve geleceğe umutla bakan gençliğindedir.
2053'e
yürümek; sadece bir tarih hedefi değildir. Bu yürüyüş; adaletle güçlenen
devletin, üretimle büyüyen ekonominin, bilgiyle yükselen gençliğin, birlik
içinde yaşayan milletin ve geleceğine güvenle bakan Türkiye'nin yürüyüşüdür.
Bugün attığımız her
doğru adım, yarının güçlü Türkiye'sine atılmış bir imzadır. Bizler, günü
kurtarmanın değil; gelecek nesillere daha güçlü, daha müreffeh ve daha saygın
bir ülke bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz.
Çünkü
tarih bize şunu öğretmiştir: Geleceği bekleyenler
değil, geleceği hazırlayanlar iz bırakır. Türkiye'nin ikinci yüzyılı;
aklın, bilimin, üretimin, adaletin ve milli birlik ruhunun yüzyılı olmalıdır.
İşte o zaman 2053 sadece bir hedef değil, Türk milletinin ortak başarısı
olacaktır.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP