Mehmet SERİN YAZAR
Devir Vakti
Mehmet SERİN
2026-06-21
Kıymetli
okuyucularımı selamlıyor; aşağıdaki satırları dikkatlerinize sunulmuş mütevazı
bir dipnot olarak arz ediyorum...
Bu
yazı bir kişi hakkında değil, bir vakit hakkındadır.
Her
makamın, her vazifenin ve her ustalığın önüne er ya da geç çıkan o vakit
hakkında...
Maksadım
hüküm vermek değil; üzerinde düşünülmesi gereken bir meseleyi kayda geçmektir.
Kervanın
marifeti kaç gün yolda kaldığıyla değil, yükünü menziline ulaştırdığıyla
anlaşılır.
Çünkü
yol marifet değildir.
Marifet,
emaneti yerine ulaştırabilmektir.
Hayat
da böyledir. İnsan da böyledir. Kurumlar da...
Her
biri bir ihtiyaçtan doğar. Her biri bir eksikliği gidermek için yola çıkar.
Varlık sebepleri yolun üzerinde değil, yolun sonunda durur.
Ne
var ki zaman ilerledikçe insanın karşısına yeni imkânlar çıkar.
Kapılar
açılır.
Faaliyetler
çoğalır.
Fırsatlar
belirir.
İlk
bakışta bunların tamamı ilerleme gibi görünür.
Oysa
her hareket ilerleme değildir.
Bazı
hareketler yalnızca yön değişikliğidir.
Bazı
genişlemeler ise büyüme değil, dağılmadır.
Çünkü
istikamet sahibi olanlar ne yapacaklarını değil, neyi yapmayacaklarını da
bilirler.
Bir
çiftçi bütün tarlalara aynı anda tohum saçmaz.
Bir
usta bütün işlere talip olmaz.
Bir
tüccar önüne çıkan her mala koşmaz.
Marifet
çoğaltmakta değil, seçebilmektedir.
Kurumlar
için de durum farklı değildir.
Misyonunu
bilenler derinleşir.
Misyonunu
unutanlar ise her işe yetişmeye çalışırlar.
Bir
süre sonra amaçlar geri çekilir, araçlar öne çıkar.
Yolculuğun
neden başladığı unutuldukça yolun kendisi konuşulmaya başlanır.
İşte
o zaman insan da kurum da farkına varmadan istikametinden uzaklaşır.
Menzilini
unutanlar yolu sormaya başlarlar.
Bir
süre sonra da yol üzerindeki uğrakları menzil zannederler.
Böyleleri
için devir vakti çoktan gelmiştir.
Çünkü
emanet, sahibini değil; istikametini kaybetmiştir.
---
Bir
de başka türlü yolcular vardır.
Onlar
menzillerini unutmazlar.
Yüklerini
taşırlar.
Fırtınaları
aşarlar.
Defalarca
gider, defalarca dönerler.
Tecrübe
kazanırlar.
Yolları
öğrenirler.
Emaneti
vaktinde teslim ederler.
Böyle
bir insandan beklenen nedir?
Aynı
yolu bir ömür daha yürümek mi?
Yoksa
o yolu başkalarına öğretmek mi?
Belki
de daha önemlisi; henüz kimsenin cesaret etmediği ufuklara yönelmek mi?
Çünkü
tecrübenin son durağı tekrar değildir.
Keşiftir.
Bir
ustanın en büyük eseri yaptığı işler değil, yetiştirdiği ustalardır.
İşte
böyleleri için de devir vakti gelir.
Çünkü
eksilen bir şey yoktur.
Aksine,
ustalık kemale ermiştir.
---
İnsan
bazen istikametini kaybettiği için bırakmalıdır.
Bazen
de istikametine sadık kaldığı için.
Bazen
yolu şaşırdığı için.
Bazen
de yolu fazlasıyla öğrendiği için.
Sebepler
farklı görünse de hakikat değişmez.
Hiçbir
yol bir yolcunun değildir.
Hiçbir
kurum bir yöneticinin değildir.
Ve
hiçbir menzile tek başına varılmaz.
İnsana
en doğru ihtarı, yol boyunca edindiği fikirler değil; gönlünde ilk yer eden
fikir verir.
Çünkü
yol uzadıkça uğraklar çoğalır, meşguliyetler artar, yeni menziller belirir.
Fakat
ilk menzil sessizce aynı yerde durur.
Tıpkı
yıllar önce uğruna yola çıkılan bir al yazma gibi...
İnsan
yeni yollar öğrenebilir, yeni yükler taşıyabilir, yeni ufuklar görebilir.
Fakat
kendisini yola çıkaran sözü unutursa, yol uzasa da istikameti kısalır.
Ve
vakti geldiğinde ilk menzil şunu söyler:
"Yolunu
öğrendin evladım.
Yükünü
taşıdın.
Tecrübeni
kazandın.
Her
yiğidin yürüdüğü yol kendine kalmaz.
Ustalık,
menzile varmakla değil; menzile varacak ustalar bırakmakla tamam olur."
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP